Türk Tarih Kurumu Başkanı

http://www.karakecili-asireti.com/articles.php?article_id=11

azar teke kadir – 07-02-2010 15:39

Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’nun, 1500-1600 yılları arasındaki Osmanlı tahrir kayıtlarına dayanarak; Bugün kendini Kürt olarak bilen bazı ailelerin 16. yüzyıl kayıtlarına göre Türkmen olduğu görülüyor dediğini, bunun Kürtler yok demek olmadığını, Kürtleri reddetmediğini ve Kürtlerin tümünün Türkmen olduğunu söylemediğini, yaptığı tespitlere göre 2.287 aşiretin Kürt orijinli olduğunu belirlediğini ve bunu da kaydettiğini, bunun Türkçülük yapmak veya Kürtleri inkar etmek anlamına gelmeyeceğini ifade etmesine rağmen, bazı siyasi partilerin milletvekilleri, çeşitli örgütlerin mensupları ve köşe yazarları, Halaçoğlu aleyhine adeta bir linç kampanyası başlattılar ve istifasını istediler.

Osmanlı arşiv belgelerindeki gerçeklerin kamuoyu ile paylaşılmasından tedirgin olan çevrelerin tutumunu anlamak mümkün değil. Halaçoğlu, aslında bir gerçeğe parmak basmıştır. Fakat o gerçek nedense pek dillendirilmek istenmiyor. Bugün Kürt olarak bilinen bazı aşiret, kabile, aile veya şahısların geçmişi farklı bir orijine dayanıyorsa ve buna dair kanıtlar da mevcutsa, bu gerçeği gizlemenin mantığı var mı? Osmanlı kayıtları dışında, yabancı bilim adamları, hatta Kürt tarihçileri bile Kürtleşen Türkmenler gerçeğinden bahsetmektedirler.

Bitlisli Şeref Han, “Şerefname” (Kürt Tarihi) adlı kitabında (1597) Tunceli ve yöresindeki beyliklerin soy bakımından Türkmen olup Selçuklu hükümdarı Melikşah’a dayandıklarına değinmektedir. Tunceli halkının yaşlı kuşağı da “Horasan’dan gelen Türkleriz” demektedir. Tunceli bölgesinde Kürtçe veya Zazaca konuşan Balaban, Sarı Saltık, Koçgiri, Koç Uşağı, Abbas Uşağı, Arslan Uşağı, Alan, Lolan, Hormek vb. aşiretlerin Türkmen kökenli oldukları çeşitli kaynaklarca ileri sürülmektedir.

Osmanlı döneminde Orta ve Batı Anadolu’dan Van, Erzurum, Diyarbakır, Maraş, Mardin, Urfa ve Antep yörelerine sürülen/yerleştirilen Beydili (Badılı), Karakeçili, Risvanli, Döger/Dögerli, Çakallı, Bazuki, Mukri, Gürkanlı, Gündeşli, Hamidlü, Danışmendlü, Cenbekli, Celali, Beritanlı, Hasananlı, Zaferanlı, Akcakoyunlu, Karakoyunlu, Karahanlı, Karsanlı, Bozulus, Kılınçlu, Becenevi, Halacan, Bayat, Bayındır, Salur, Bügdüz, Yıva, Karkın, Milli, Tilki, Atmalı, Kızkapanlı, Bayrambeyli vb. yüzlerce aşiret ve kabilenin de keza Türkmen asıllı olup, süreç içinde Kürtçe öğrendiği ve Kürtleştiği yönünde ciddi kaynaklar ve belgeler bulunmaktadır.

Evliya Celebi’nin (17.yüzyıl) “Seyahatname”sinde Bingöl Dağı’nı anlatırken, “Burada yasayan Türkmen aşiretlerinin adını yazsak kitap olur.” demesi çok çarpıcı bir belirlemedir.

Diyarbakırlı Ziya Gökalp, bölgedeki aşiretlere ilişkin yaptığı incelemeler sonucunda Kürtlerle beraber yaşayan Türkmen aşiretlerinin tedricen Kürtleştiklerini, Urfa ile Siverek arasındaki Döger nahiyesine yerleşenlerin Kürtçe öğrendiğini, Urfa ve Diyarbakır’daki Karakeçili aşiretinin Osmanlı’nın ecdadı olan Kayı boyundan ayrıldığını ve Kütahya yöresindeki Karakeçililerin amcazadeleri olup Kürtçe konuştuğunu, yine Diyarbakır’daki Türkan ve Mardin yöresindeki Kiki, Carıkan, Halacan adlı Türkmen aşiretlerinin de tamamen Kürtleştiklerini söylemektedir. Kürtleşen Halacan (Halaç-lar) aşireti ile TTK Başkanı Yusuf Halaçoğlu’nun mensubu olduğu Halaç Türkmenlerinin aynı kökten geldikleri anlaşılmaktadır. Osmanlı kayıtlarında, Halaçlı, Halacan, Halacanlı, Khalac, Kalaç gibi Türkmen topluluklarından bahsedilmektedir. Şu belge, Türkmenlerin zamanla nasıl Kürtleşebildiklerini belirtmesi bakımından ibret vericidir: 976 (1568) Ruha (Urfa) Sancağı defterinde, bir Oğuz (Türkmen) boyu olan Dögerler, “Cemaat-i Ekrâdı Dögerlü” (Dögerlü Kürtleri Topluluğu) şeklinde kaydedilmiştir. Kabilenin vergiye tâbi şahısları arasında; Bayram, Gündoğmuş, Budak, Yağmur, Kaya, Sarı, Tanrıverdi, Durmuş, Dündar ve Satılmış gibi Türkçe adlar taşıyanlar görülmekte ve hatta Karkın gibi bazı Oğuz boyları adını almış kimselere bile tesadüf olunmaktadır.

Osmanlı Paşası Mehmet Arif Bey’in, 1876-1877 yıllarında Doğu Anadolu’ya yaptığı gezi ile ilgili olarak anılarını anlatırken; “Oymak gördüm dede Türkçe konuşuyor, oğul Türkçe biliyor, fakat torun hiç Türkçe bilmiyor, Kürtçe konuşuyordu.” demesi de bir başka enteresan durumdur.

Araştırmacı-Yazar Rıza Zelyut’un DTP İstanbul milletvekili Sabahat Tuncel ile ilgili yazdıklarını aktarmakta da yarar görüyorum: “Sabahat Tuncel’in ailesi, Balaban aşiretinden… Balabanlar, büyük bir aşiret olan Begdili aşiretine bağlıdır. 13. yüzyılda yasayan büyük tarihçi Reşidüddin, Begdili Türkmenlerini Oğuz boylarından birisi olarak kabul etmektedir. Begdili Türkmenleri, Kuzey Suriye’deki Türkmenlerin Boz Ok kolunu meydana getiren boylardan birisi idi. Begdilililer; Safevi devletinin kurulusuna da katılmışlardır. Bunlar, 16. yüzyılın başında Osmanlı devletine karşı çıktılar ve (Alevilerin bugün bile çok önem verdikleri) Şah İsmail’in yanında yer aldılar. Bu durum, Begdili Türkmenlerinin tam Alevi olduklarını gösteren karşı konulmaz bir kanıttır. Kanuni Sultan Süleyman zamanında, Begdili aşiretine bağlı olan boylar icinde Balabanlılardan 100 evin vergiye bağlandığı gösteriliyor. Begdili aşireti daha üst çatı olarak Şamlu Türk aşiretine bağlı idi. Şamlular, Alevi kimlikli Safevi devletinin kurulmasında rol alan 1. dereceden aşiret idi. Ben yazmıyorum, tarih yazıyor: Balabanlu aşiretinden olan Sabahat Tuncel, Kürt değil, en has Türk’tür. Fakat Kürt aşiretlerinin baskısı sonucu onun aşireti dilini yitirince, bunlar kendilerinin Kürt olduğunu sanmaya başlamışlardır.

Kaynaklar gösteriyor ki, Güney Anadolu’daki Afşar boyu da Türk’tür ve Alevi kimliklidir. Çünkü bunlar da diğer Kızılbaş Türkmenler gibi İran’da devlet kuran Sah İsmail’e yardım etmişlerdir.” (Güneş gazetesi, 21/08/2007) Öyle anlaşılıyor ki, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da bugün Kürtçe veya Zazaca konuşan birçok Türkmen orijinli aşiretin neden ve nasıl kimlik değiştirdiğini ortaya çıkarma konusunda akademisyenlere önemli görevler düşmektedir.

Sinan Sungur
29 Ağustos 2007

Kaynaklar:

-Şeref Han, Şerefname (Kürt Tarihi), Arapça’dan Çev.M.Emin Bozarslan, Ant Yayınevi, İstanbul 1971.

-Evliya Celebi, Seyahatname, Zuhuri Danışman Yayınevi, İstanbul 1969.

-Faruk Sümer, Oğuzlar (Türkmenler) Tarihleri-Boy Teşkilatı-Destanlari, İstanbul 1980.

-Ziya Gökalp, Kürt Aşiretleri Hakkında Sosyolojik Tetkikler, Sosyal Yayınlar, İstanbul 1992.

-Mehmet Eröz, Kürtlerin Menşei ve Türkmenlerin Kürtleşmesi, Fakülteler Matbaası, İstanbul 1966.

-Cevdet Türkay, Başbakanlık Arşivi Belgelerine Göre Osmanlı İmparatorluğu’nda Oymak, Aşiret ve Cemaatler, İstanbul 1979.

-Mehmet Arif Bey, Başımıza Gelenler, İrfan Yayınevi, İstanbul 1973.

-Macit Gürbüz, Kürtleşen Türkler, Selenge Yayınları, İstanbul 2007.