Pazarcık (Maraş)’ta Kurmaçaca Konuşan Aşiretler

http://www.viransehir.9f.com/maras_kurmanclari.htm

PAZARCIK (MARAŞ)’TA KURMANÇÇA KONUŞAN AŞİRETLER :
Kendilerinin de. komşularının da kabul ettiği gibi. Pazarcık Kumançları Türkmen. asıllı olup, içlerinde Çiğil., Türkleri de vardır. Bu­rada iki uruk (kabile) veya boy (aşiret) mevcuttur. Diğer bütün oy­maklar (onların dili ile, «oymağ»lar) bunlara dağlıdır. Bu iki boy At­malı Boyu ve Sinemilli boyudur. Şimdi bunları sırası ile ele alalım.
ATMALI BOYU veya ATMA BOYU (Aşireti). Rişvan Uruğuna (kabilesine) bağlı bir boydur. Anlaşıldığına göre Rişvan, boylar top­luluğundan ibaret bir konfederasyondur. Ankara’nın Balâ ve Hay­mana kazalarındaki Kurmançlar arasında da elli yıl önce «Rişvan»lar vardı. «Sıh Pojin, Togallı, Mikâil, Rişvan, Herkâtlı» kollarına ay­rılıyorlardı (7). Atma boyu şu oymak («oyrnağ»)lara ayrılır:
1. Tilkiler,
2. Kizirli,
(7)   Türkiye’nin Sıhhî ve İçtimaî Coğrafyası, Ankara Vilâyeti, Ankara, 1925, s. 51.
3. Haydarlı,
4. Ketiler,
5. Sadakalar,
6. Kızkapanlı,
7. Karabasanlar,
8. Karalar,
9. Ağcalar,
10. Turuçlu,
11. Kabalar,
12. Mahkânlı.
Şimdi bunları ayrı ayrı görelim.
TİLKİLER BOYU veya OYMAĞI : Üç oymağa ayrılır :
1. Hasanlar Oymağı,
2. Bikler Oymağı,
3. Tonolar Oymağı.
Bu üç oymağa mensup cemaatler şu köylerde oturmaktadır
1. Halatutobası Köyü,
2. Kendirobası Köyü,
3. Papassilobası Köyü,
4. Karagölobası Köyü,
5. Panoobası Köyü,
6. Uzunçarşıobası Köyü,
7. Gerroobası Köyü,
8. Gürdobası Köyü,
9. Bek t aş obası Köyü,
10. Karamıstoobası Köyü,
11. Kertoobası Köyü,
12. Tokuşbaşı Köyü,
13. Cemoobası Köyü,
14. Çığoobsı Köyü,
15. Deveyurduobası Köyü,
16. Hörükobası Köyü,
17. Karadedeobası Köyü,
18. Muroobası Köyü,
19. Avluobası Köyü,
20. Karagüneyobası Köyü,
21. Körhallolarobası Köyü,
22. Gındoobası Köyü,
23. Körolareobası Köyü,
24. Salmanobası Köyü.
Görüldüğü üzere. Tilkiler Cemaati köylerinin adı Türkçedir ve hepsinde Türkçe «Oba» kelimesi vardır. Oba, konar göçer Türk boy­larında, birkaç çadırın bir araya gelmesinden meydana gelen çadır mahallesidir. Türk asıllı olan, Takat Kurmançça konuşan «Yilkü»lerin, Orta Asya’dan gelirken Lûristan’da Farsçanın tesirinde kalarak karma bir dil öğrendikleri anlaşılıyor (8). Batı Türkistan’da, Horasan taraflarındaki Teke Türkmen uruğu, iki büyük oymaktan ibarettir: «Ödemiş, Tohtamış». Tohtamış oymağı 64 arıştır. Bu arış’lardan birinin adı «Tilki»dir(9). Türkiye’nin çeşitli yerlerinde, Tilkili, Tilkiler, Tilki isimlerini alan on beş köyümüz mevcuttur. Bizim burada bahsettiğimiz Pazarcık Tilkiler’i Türkmen asıllı Kürt Alevîsidir.
KİZİRLİ BOYU veya OYMAĞI: Tilkilere nazaran oldukça kü­çük boydur. Diyarbakır’ın, Çınar Kasabasına bağlı Şükürlü Köyünde (Alevî Türkmen Köyü) «Kizir” köy bekç.s. manâsına gelmektedir.İç Anadolu’da «Kiziroğlu Mustafa bey” türküsü meşhurdur. Bu bkımdan kelimenin Türkçe olduğu anlaşılıyor. Kizirli’ler de Alevidir, Kars, Amasya, Elâzığ’a bağlı üç Kizir köyü vardır.
HAYDARLI : Alevidirler. Atma’nın Haydar’lısıdırlar. Sinemilliler’in de Haydarlısı vardır. Daha sonra ele alacağız. Yörük ve Türk­menler arasında birçok Haydarlı oymakları olduğu gibi, Haydarlı adını alan pek çok köyümüz vardır.
KETİLER : İki kola ayrılırlar :
1. Havran Ketiler,
2. Ganidağı Ketileri.
Buradaki «Havran» yer adı olabileceği gibi, soy adı da olabilir, Nitekim, bir kaynakta «Havraniye Aşireti»’nden bahsedildiğini gör­müştük. Kayseri, Pazarören Avşar’larından Taf Köyünden Beşir Önder’in söylediğine göre, eskiden iktiyar Avşar kadınları torunlarını «Havran eniği, gökbörüğü» diye severlermiş. Burada «Havran», «Kurt» manâsına gelirmiş, «Gökbörüğü»de «Bozkurt» demekmiş. Nitekim Türk boylarında ve kaynaklarında «Gökbörü», «Bozkurt» demektir. Avşarlarda az farkla söyleniyor imiş demektir. Eğer riva­yet sıhhatli ise, «Havran» «kurt» demek oluyor. Bahsi geçen Hav­raniye Aşireti adını kurttan almış demektir, Balıkesir’in Havran Ka­zasının adı da buradan gelmektedir. Ceyhan’ın «Havraniye» köyü de adını buradan ve adı geçen aşiretten almış demektir. Keza Havran Ketileri için de aynı şeyi söyliyebiliriz. Ketiler sünnîleşmişlerdir. Kaşgarlı Mahmud buna yakın bir kelimeden bahseder. Kıpçak Türk­lerinin lehçesinde «Ketü», «Çolak» manâsına gelmektedir (10).
SADAKALAR : Bunlar da Sünnîleşmişlerdir.
KIZKAPANLILAR; Sünnîleşmişlerdir. Oldukça büyük bir boydur. Türkiye’nin birçok yerinde bulunurlar. Ağrı’nın Patnos’una bağ­lı Kızkapanlı köyüne de gitmek istedik. Rehber çıkmadığı için gidemedik. Sivas (Hafik) de ve Edirne’de (Kezan)’da da birer Kızkapanlı Köyü var XVI. asırda, Adana ile Karaman arasında yaşayan Büyük Varsak Uruğu’na bağlı oymaklar içinde Kızkapanlar da vardır ve kayıtlarda «Cemaat-i Kızkapan tâbi-i Varsak» diye geçer (11). Varsaklar, halen Adana’nın Kozan, Saimbeyli, Kadirli taraflarında «Farsak» adı ile birçok köy teşkil ederler. Türkiye’nin muhtelif yer­lerinde de Varsak (Farsak) köyleri mevcuttur. XV. asra ait tarihî kayıtlarda, Karaman ile Tarsus arasında dağlık bir araziye Varsak-İli ve Varsak Dağı adı verilmektedir. «Cemâat-i Varsak» sonradan Niğ­de’ye bağlı Karaca-Dağ’a yerleşmiştir (12). Bu misallerden anlıyoruz ki, sahipsiz bir memleket yıkılmağa mahkûmdur. Devlet millî kül­türden elini çekerse, XVI. asrın Varsak’larına bağlı Kızkapanlı’ları bir iki asır içinde dillerini kaybeder giderler. Hafik ve Keşan’daki Kızkapanlı’lar çevrenin tesiri ile bu erimeden kurtulmuşlar. Maraşlılar, 20-30 sene önce yaylalara gelen, Aydınlı adını verdikleri yörükler arasında Kızkapanlı’lar da olduğunu söylüyor.
(8)  Z. V. Togan, Umumî Türk Tarihine Giriş, s. 207.
(9) Z. V. Togan, Türkistan-Tarihi, s. 75.
(10) Divan, III, 219.
(11) Prof. Dr. Faruk Sümer, «Çukur-Ova Tarihine Dair Araştırmalar», DTCF, Ta­rih Araş. Der<j., c. l, sayı:1’den ayrı basım, 1963, s. 95.
(12) Prof. ‘Dr. M. C. Şehabeddin Tekindağ, «II. Bayezid Devrinde Çukur-Ova’da Nüfuz Mücadelesi, Belleten, c. 31, sayı: 123. (Temmuz 1967)’den ayrı basım, s. 358-359.
Kızkapanlı köyünün obaları şunlardır:
1. Gözlügöl Obası (Gözlügöl Obası ile Alikâhya Obası bir oba teşkil eder).
2. Arapmolla Obası,
3. Haydolar Obası,
4. Çopurlu Obası,
5. Gözolar Obası,
6. Kötüköy Obosası (Türkiye’nin muhtelif yerlerinde birçok Köyüköy vardır. Kötü ve Çirkin isimleri çocukları fena ruhlardan, ecelin pençesinden kurtarmak için konulurdu. Böylece şahsın, oba­nın, oymağın, köyün peşine geçince, o içtimaî heyetlere de isim ol muş olurdu).
7. Körtesür Obası,
8. Hasaraş (Karabasan) Obası.
KARAHASANLAR: Atma’lara bağlı diğer birana koldur. Elbis­tan’a bağlıdır. Sünnîleşmişlerdir.
KARALAR: Sünnîîeşmişlerdir.
AĞÇALAR: Bugünkü adı: Akçalar. Sünnî-Alevî karışıktır.
TURUÇLU: Alevidir.
KABALAR (Yeni adı : Köskenli): Alevidir. Türkiye’nin birçok ye­rinde Kaba köyleri vardır. Tokat Reşadiye’sinin bir köyünün adı Kabalı’dır. idareciler neye hükmetmişlerse, bu ismi değiştirmişler).
MAHKÂNLI : Alevidir.
Bütün bu oymakların, cemaatlerin bağlı olduğu Atma boyu hak­kında da iki hususu belirtelim. Macar Türkologlarından Rasonyi ve Hüseyin Namık Orkun Bey, Türk geleneğine göre, totem olan hayvanların isimlerinin kabile (uruk) ve aşiret (boy) ve oymak ismi ola­rak alındığını söylerler. Yukarıda bahsettiğimiz «Havran» da bu kaideye uyar. Buradaki Atma, belki de Atmaca isminden bozulmalıdır, Atmaca kuşu, totem olarak bir cemaate elbette isim olabilir. Nite kim Danişmend Türkmenleri arasında, bir oymak beyinin adı Atmaca’dır. Kayıtlarda bu isim şöyle geçer: «Seğban oğlu Atmaca ‘ya tâbi Cırıklu cemaati…» (13).
(13)  Ahmet Refik, Anadolu’da Türk Aşiretleri, s. 104.
Pazarcık’ta Türkçeden başka dil konuşan, fakat Türkçeyi çok güzel bilen cemaatlerin diğer büyük kolu, Çanbey Uruğuna bağlı Sinemilli Boyudur. Bize, çak, zengin bilgi veren Sinemillilerden Mustafa Buyrukcan’a göre Sinemilli Millilere akrabadır. Horasan’dan, Türkistan’dan gelmişlerdir. Gelirken bir kısmı Elazığda Keban civarında kalmıştır. Yavuz Selim Şah İsmail mücadelesi sırasın­da buralara sığınmışlârdır. Dedelerinin Türkçe konuştuğuna dair ip­uçları vardır. Bütün örf-âdet, giyim kuşamları Türk boylarına benzer. Şamanizm bakiyeleri, Alevîlik içinde ve diğer gelenekler ara­sında halen yaşamaktadır. Yakın yıllara kadar bütün aşiret köyle­rinde üç etek giyilirmiş. Üç etek bütün Yörük ve Türkmenlerce  ve Orta Asya Türklerince giyilen, at binmeğe elverişli bir Türk giyimi­dir. Etekleri üç yerinden yırtmaçlı olduğu için ata kolayca bilinir, elbise binişe engel olmaz. Şimdi sadece yaşlılar ve dağ köylerindekiler giyiyor. Gene şehirle irtibatı pek olmayan dağ köylerinde, ih­tiyar ve çocuklar da (erkek) başın bir yerinde bir tutam saç bırakılır. Bu saça bazıları «Temni», bazıları da «Kekil» der. Yörükler, Alevî ve Sünnî Türkmenler de aynı saçı bırakırlar. Edremit Tahtacı’ların­dan iki ihtiyarın omuzlarına kadar uzanan saçlı resimlerini almış­tık. Çin kaynaklarında, Türklerin rüzgâr gibi atlar üzerinde, saçları omuzlarına kadar uzamış halde seferden sefere koştuklarını kayde­dildiğini tarihçiler söyler. Prof. Kafesoğlu’nun Melikşah Devri kita­bında da bu hususta bir kayıt vardır. Kort adı verilen cemaatler de demek ki çok eski Türk geleneğini yaşatıyorlar. Alında bıraktıkları saça ise «perçem» adını verirler. Saçların bırakılması hakkındaki te­lâkkileri açıklamağa burada imkân yok. Kadın saçları için de bir iki şey söyleyelim. Kızlar saçlarını örerek, çok sayıda beliklere ayırır­lar. Yörük ve Türkmenlerin «Belik» dediği bu kadın saçı örme şek­line, Pazarcık aşiretleri «Gül u» adını verir. Türkmen aşiretlerinde kırık delik muteberdir. Üç eteğe verilen isim «Zubun»’dur. Bazı Yö­rükler de zubun der. Pazarcık’da, üç eteğe, zubundan başka «Eski» adı da verilir. «Eski mi giyeceğim?» lâfında geçtiği gibi. Eskiden ke­çe börk de giyilirmiş. Eski erkek giyimi tas şeklinde bir keçe üze­rine tas geçilir, onun üzerine «poşu» sarılır, zubun giyilirdi. Kadın­ların başlığına «Kofî» denir. Başlarına, üstü ağaç çemberle sarılı, yüksekçe bir başlık giyerer, üzerini renkli örtü ile sararlar. En üs­te de, boğazın altından geçen bir bağ bağlanır. Buna «Bendik» denir. Hepsinin üzerine «Poşu» veya «Ahmediye» sarılır.
Pazarcık aşiretleri, İmeceye Kılıçlı Tükmenleri gibi «Kuşbaşık» diyorlar. Evlenmede verilen başlığa, bütün Türkler gibi “Kalın” adını veriyorlar. Alevî Türkmenler’de ve Türk geleneğinde çok geçen «Pay» kelimesi ve âdeti aynen yerine getirip kullanılıyor. Köy­lüden toplanan «Salma» adı verilen bir nevi vergiye «Saylan» diyor­lar. Eski Türk yemeklerinden «Keşkek» biliniyor, yapılıyor ve aynı isimle anılıyor. Hülâsa, dillerinde bazı yabancı kelimeler var. Men­şeleri hakkında biraz tereddütlüler. Fakat her halleri gösteriyor, ki, asılları Türktür.
Sinemilli’ler önce dört kola, sonra on iki kola ayrılır. Sinemilli’nin dört oğlu şunlardır :
1— Haydar,
2— Nadar (Erzincan’da, Mamahatun civarında kalmışlar),
3— Kalender,
4— Aziz.
HAYDAR’lardan Gelenler:
1— Ceyhhiraş veya Sayhiraş (Karaşeh demektir). Yeni adı: Çığrasanlı. Bu ismi de kendileri koymuş. Seyhhiraş’lıların oturduğu köyler şunlardır :
a) Başpınar Köyü,
b) Musolar Köyü. (Yeni adı : Payramlıbağ),
c) Esmepuru Köyü. (Yeni adı: Karaağaç),
ç) Çamlıca Köyü (Nasırlı ve Kıllıvelolar obalarından ibaret),
d) Armutlu Köyü,
e) Haraba Köyü, (Yeni adı : Yarbaşı),
f) Söğütlü Köyü,
g) Topaluşağı Köyü,
h) Usolar Köyü, (Yeni adı: Cennetpınarı),
i) Şakuluşağı Köyü, (Yeni adı: Bayramgazi).
Nadar’lar Erzincan’da kaldıkları için burada köyleri yok.
KALENDER’in Soyundan Gelenler :
1— Maksutuşağı Köyü,
2— Kantarma Köyü, (Elbistan’a bağlı).
Buralarda, evlerin cephesine, yarım daire şeklinde konan taşla­ra «Kantarma» adı veriliyor. Böyle evlere de «Kantarmalı ev» deni­yor. Kantarma çok eski Türkçe bir kelimedir. Süvarilikte kullanılır. Atın ağzına, gemden başka konan ve aşağı yukarı hilâli andıran de­mire «kantarma» denir. Bu kantarmayı, «sağ ve sol kantarma diz­gini» tutar. Ayrıca, «sağ ve sol gem dizgini» vardır (14). Çin tarihçileri, milâttan önce Orta Asya’da yaşayan göçebelerden bir boyun ha­yatını anlatırken şu ifadeleri kullanır : «Halı dokurlar. Erkekler yay, ok, kantarma ve eyer yaparlar. Demir işlerini bilirler» (15). Gö­rülüyor ki, Pazarcık’taki kantarma köyünün adı çok eski Türkçeden gelmedir. Kalender ismine gelince, kelimenin kökü Türk ve Mo­ğol kaynaklarına gider. Şu kayıtlardan bunu anlıyoruz: «Horezmde Arol halkı (bunlar Karakalpaklardan ibarettir ve oradaki Başkurt’­lar da bunlara dahildi), Subhan Kuliya tâbi olmayıp, kendilerine Çingiz oğullarından Kalender Sultan’ı han edindiler» (16). Yörükler arasında da Kalender isminin olduğu anlaşılıyor: «Tekri dağı yörükleri subaşısı Kalender’e hüküm ki…»(17). Sinemilli’nin çocukların­dan olan Kalender’in adı öz Türkçedir. Ayrıca Türkiye’nin çeşitli yer­lerinde yedi adet Kalender köyü vardır.
AZİZ’den Gelenler :
1— Mamatlı Köyü, (yeni adı: Bozlar. Bu ismi de kendileri al­mış),
2— Emiruşağı Köyü), (Avşar’ların Koca-Nallı Oymağının kur­duğu köyün adı da Emiruşağı’dır) (18).
3— Zeynepuşağı Köyü,
4— Alibeyuşağı Köyü,
5— Çiğil Köyü, (yeni adı: Avanuşağı).   Bu köy halkı, Kürtçe (!) olarak, «Ame Çiğilliyem — Ben Çiğil’liyim» der, Öğünürmüş, Çiğil’ler büyük bir Türk Ulusu’dur. Göktürk’ler devrine kadar çıkar. Yağma Uruğu ile çok zaman bir arada bulunmuşlardır, İzmir ve De­nizli taraflarında, Çiğil isimli köy ve nahiyeler vardır. Konya’nın II gın kazasına bağlı, Çiğil isimli bir köy ve nahiye mevcuttur. Trab­zon’un bir köyünün adı «Çığı! »’dır. (Bu misaller de gösteriyor ki, millî kültür fukaralığımız ve şuursuzluğumuz, Çiğil Türkünün bile zamanla kaybolup, erimesine, benliğini kaybetmesine yol açıyor).
6— Fituşağı Köyü. Yakın zamanlarda Sünnîleşmiştir.
7— Sofular Köyü, (yeni adı: Halkaçayırı. İdareciler ne akla hizmet etmişlerse etmişler, köyün adını değiştirmişler, kendilerine göre yakışıklı bir isim bulmuşlar. Halbuki Türkmen aşiretleri arasında Sofular Oymağı olduğu gibi, birçok da Sofular isimli köy var­dır. Soke’de Sofular Köyünü Çepniler kurmuştur),
8- Nergile Köyü, (Elbistan’a bağlıdır),
9- Ambar Köyü, (Elbistan’a bağlıdır),
10— Çiftlik Köyü,
11- Gürsel (Yeni kurulmuştur. Gürsel Paşa’ya izafeten veril­miş isim),
12— Pulyanlı Köyü, (yeni adı: Akdemir).
(14) Süvari Talimatnamesi, s. 71-72.
(15) W. Sberhard, aynı eser, s. 48.
(16) Z. V. Togan, Umumî Türk Tarihi, s. 156.
(17) A. Refik, aynı eser, s. 60.
(18) Prof. Faruk Sümer, Oğuzlar, s. 277.