Atmalı Aşiretinin Kökeni 4

ATMALI AŞİRETİNİN KÖKENİ (4)

http://atmaliasireti.blogcu.com/atmali-asireti-tarihi-4/7176281

Görüldüğü gibi bu metinde, birtakım gerçek dışı rivayetlerle yakın zamanlara ait ve doğru bilgiler iç içe geçmiş durumdadır. Ayrıca, yaşadıkları Akbaba köyünün isminden hareketle Atmalılar’ı Akbaba aşireti olarak adlandırabilmektedirler. Begil’den Beg-dili’nin (Beydili) kastedildiği anlaşılıyor. Ayrıca 1800’de Begdili (Atmalılar) ile bir Türkmen aşireti arasında kan davası yaşandığı iddia ediliyor. Bu rivayetin doğru olduğu kabul edilebilir, fakat tarih konusunda ihtiyatlı olmak gerekir.
Metinden anlaşıldığı kadarıyla, 1640’larda Arapgir’den ayrılmak zorunda kalan Atmalılar’ın önemli bir bölümü, güneyde, Malatya’nın Yazıhan ilçesi civarında konaklamışlar, burada bir aşiretle (Setiroğlu) dostluk kurmuşlardır. Bunun ardından da Ak(ça)baba Dağları’na (Darende’nin kuzeydoğusunda, Darende ile Hekimhan arasında yer alır) doğru uzanmışlardır. Bu bilgilerin doğru olduğu kabul edilebilir. Gerçekten de, benim dedelerimin yaşadığı yer, Akçababa Dağları’nda yer alan Kızılmağara köyüdür (Önceden Darende’ye bağlıyken, şimdi Kuluncak’a bağlı). Bu metinde Akçababa Dağları’na kısaltma yapılarak Akbaba Dağı/Dağları denilmesine benzer şekilde, bizimkiler sadece Akça Dağ adını kullanagelmişlerdir. Metinde adı geçen Kömüklü köyü, Kızılmağara’ya komşudur. Kömüklü’nün kuzeybatısındaki Temüklü’de de Atmalılar yaşamaktadır. Karıncalık, Kuluncak’a komşudur. Atmalılar’ın Kurşunlu köyüyle de ilgisi bulunduğunu, adı geçen Başkaya (Melik/Melikler) köyünden yaşlı bir akrabamız ifade etmektedir. Kızılmağara ve Başkaya’nın yanı sıra, adı geçen Tullolar (Tıllolar) köyünde de akrabalarımız bulunuyor. Metinde, Sivas-Gürün’ün Kılıçdoğan, Goluşık (?) ve Böğrüdelik köylerinde de Atmalılar’ın yaşadığı belirtilmektedir. Gürün-Ağaçlı köyünün (eski ismi Mahgen) halkının büyük bir bölümü Kahramanmaraş ili Pazarcık ilçesinden gelmiş olmakla birlikte Atmalı olup olmadıkları bilinmemektedir. Yozgat-Sorgun’a baglı Gökiniş ve Çekerek’e bağlı Cemaloğlu köylüleri kendilerinin 1783 senesinde Sivas, Malatya, Gürün çevresinden geldiklerini ve Atmanlı oymağından olduklarını belirtmektedirler. Malatya merkeze bağlı Dilek Kasabası’nda da Atmalılar yaşamaktadır. (http://atmalilar.org.tr/forum/index.php?topic=95.0) Şam’ın bir mahallesinin adının Atmalı olduğu ve sakinlerinin Atmalı aşiretinden oldukları da ileri sürülmektedir. Ayrıca Halep’te Hacı Mahmut Payaho adındaki ailenin de Atmalı olduğu belirtiliyor. (http://atmalilar.org.tr/forum/index.php?topic=94.0)
Dr. Ali Sayar, Atmalılar’ın Bektik Türkmenleri’nden olduklarını iddia etmektedir. Şöyle diyor:
“Beğdik, Beğdiki, Begdik, Bekdik, Bekduk,Bekdük, Bektuk,Bektuki, Begdük, Bektük, Bektuti, Beydik isimleriyle de anılan ve Oğuzlar’ın Bozok kolundan, Horasanî olan bu büyük uruk konar-göçer Türkmân Yörükânı taifesindendir. Yerleşme yeri; Niğde, Aksaray, Meraş, Karaman, Bozok, Kırşehri Sancakları, Danişmendlü Kazası (Karahisar-ı Sahib Sancağı), Gülnar Kazası (İçel Sancağı), Canik Sancağı, Haleb, Rakka, Adana Eyaletleri, Yeni İl Kazası (Sivas Sancağı), Konya-Ereğli Kazası (Konya Sancağı), Nevşehir Kazası (Niğde Sancağı), Eyübeli Kazası (Aksaray Sancağı)’dır. Bekdikler; Prof.Dr.Salim ÇÖHÇE ve eski Devlet Bakanı Mehmet ALTINSOY’a göre Avşar Boyundandır. Dulkadiroğlu Hakan Türker SARIÇİÇEK, Bekdikler’in Avşar olduğunu, ismini hatırlayamadığı bir kaynakta okuduğunu ifade etmektedir. J.Cuisenier, Bekdikler’in Avşar olduğunu yazar. Prof. Dr. Mehmet Eröz’e göre Eski Bulgar Türkleri’nin Hortu Oymağındandırlar. Muharrem BAYAR’a göre Bekdikler, Malazgirt Savaşında sol kolda savaşan Yağmur Bey’in Türkmenleri’nden olup Beğdili Boyundandır (Muharrem Bayar, kendilerinde bulunan tek nüsha el yazması olan ‘Aşıkpaşa Selçuknamesi’ne dayanarak bunu söylediğini ifade etti. Bolvadin’de kendilerini ziyaretimizde gösterdiği bu eşsiz kaynağın bir an önce tarih hayatımıza kazandırılması çok gereklidir.) Selçuk PEKER’e göre Beğdili’dir. Adnan Menderes KAYA, Ege Ün. Tarih Dergisi’nde ‘Avşar Bekdiği’ okuduğunu belirtti. 30 yıldır Bekdikler’i araştıran, Bekdikler’in Kara Bekdikler oymağından -ki bu oymak Dulkadiroğlu Suli Bey’in neslidir- Kazım SÜLLÜ’ye göre Bayat Boyundandır, ancak Kazım Süllü,bize Bekdikler’in Halep Beğlikli içinde yer aldığını ve Devlet Kethüda’ya bağlı olduklarını iletti ama Beğlikli’nin Beğlikli Avşarı olduğunu farketmedi diye düşünüyoruz. Cengiz ORHONLU ve Yusuf HALAÇOĞLU Beydil okumuşlardır. Refet YİNANÇ ve Cevdet TÜRKAY; Begtunlu, Begtanlu, Begtonlu, Bektoniye diye de okumuşlardır. 1563 Maraş Tahrir Defterinde Refet YİNANÇ-Mesut ELİBÜYÜK,bazı yerlerde Begtutulu, bazı yerlerde Bekdil, bazı yerlerde Begtuk, bazı yerlerde Begtunlu, bazı yerlerde Bağdatlı (aslı Beğdutlu) okumuşlardır. İbrahim SOLAK; Begdiz (görüşmemizde Begtik olabileceğini ilettiler zira Yinanç bu kelimeyi Bekdik ve Bekdil olarak okumuş) okumuştur. Tarihi vesikalarda ve yayınlanmış kitap ve makalelerde  Bektik Türkmenleri farklı Aşiretler içerisinde gösterilmiştir.Cevdet Türkay Dânişmendlü Aşireti’nden; Tufan Gündüz Danişmendli Türkmenleri’nden; Cengiz Orhonlu Kara Bekdikleri (Kara Beydil), Şeyhlü’nün bir kolu olması lazım gelir diye yazmış.”
Ali Sayar, Bektikler’i bu şekilde tanıttıktan sonra, şunları da söylemektedir: “Ayrıca Kürtleşmiş Bekdikler de vardır, bunlar: Atmalu içindeki Bekler, Sadakalar, Kızkapanlı, Karahasanlı, Karalar ile Dudukan (Dudiganlı,Dudikanlı), Dunikan, Dudiran, Badikan (Baduki, Badiki, Batuki, Bazuki, Baziki, Biziki, Bazuklu, Bizeki, Bizikiler, Bazüklü,)’dır. Beritan Aşiretinin de Kürtleşen Bekdik olduğu söylenir.” (kizilcalilar.net/forumyazi/makalebekdik.doc)
Ancak, Ali Sayar, bu sonuca nereden vardığını söylemiyor. Kanaatimizce, Bektil’den kasıt, Cengiz Orhonlu, Yusuf Halaçoğlu, Refet Yinanç ve Mesut Elibüyük’ün okudukları şekilde bu kelimenin aslı Beyidili (Begdili) olmalıdır.

5. Mehmet Demir Atmalı bir başka yorumda daha bulunmaktadır:
“Prof. Fahrettin Kırzıoğlu “Kürtlerin Türklüğü” adlı eserinde Celalileri iki kola ayırtmaktadır. Biri Sakasun (Saka/İskitler), diğeri Khalikon (İhtiyarlar)dur. Sakalar, Hun kolundandır. Kholıkon’lar ise Atmalı Aşiretidir. Çünkü Nurdağı’na bağlı Atmalı Köyünün Kürtçe adı Kolıkon’dur. Malatya ve Pazacık’taki Atmalı, Sinemilli ve Demircilerin tamamı bu köyü Atmalı ile birlikte Kolıkon (İhtiyarlar) olarak bilirler. Biz burada Atmalı Aşiretinin Celalilere, bir başka deyişle Celikan Aşiretine bağlı olduğunu görmekteyiz. Bugüne kadar Atmalı Aşiretini direk Rişvan Aşiretine bağlamakta idik. Ancak Celikanlı da Rişvan Aşiretinin bir kolu olduğu için, Atmalı veya Kolıkon da dolaylı olarak Rişvan’a bağlı çıkmaktadır. Rişvan Aşiretinin de Urfa’da ‘Badıllı Aşiretine’ bağlı olduğunu daha önce yazmıştık. ‘Beg-Dili’ boyunun Kürtçe telaffuzu zor olduğundan, ‘Badıllı’ denilmiştir. Bey-Dili boyu da bildiğiniz gibi Oğuzların 24 boyundan biridir. Yani Celikanlı ve Atmalı Aşireti dolaylı olarak Türkmen Boyu olarak karşımıza çıkmaktadır.
“Malatya, Besni, Adıyaman’ın Çelikhan İlçesi, Kahramanmaraş Pazacık, Konya Cihanbeyli, Ankara Haymana’da ve Gaziantep Nurdağı ve İslahiye İlçelerinde, Nizip, Kargamış’da, Kilis’de, Suriye Kurt Dağı’nda Celikanlı Aşiretinin mensupları yaşamaktadırlar. Yine Rişvan’ın kolları olup da Celikanlılarla birlikte göç etmiş ve birlikte yaşayan kardeşleri vardır. En yakın kardeşleri Atmalı, İfrazlı, Berketli, Çakallı, Hamaldı, Delikanlı, Belikanlı, Melikanlı’dır. Yine Atmalı ve Rişvan kendi aralarında iki kola ayrılmışlardır. Anadolu’dan Kafkaslara göç ederken, İnekleri yorularak Anadolu’da kalanlara Govasti, İnekleri Kurt gibi yiğit olup da Azerbaycan civarına kadar göç edenlere Gogur demişler. Celikanlılar da Govasti’lerdendir.” (http://atmalilar.org.tr/forum/index.php?topic=70.0)
Bu yorumun doğru olması teorik olarak mümkünse de, salt bir köy isminden hareketle varılacak sonuçların doğruluğundan kesin olarak emin olunamaz. Kökeni ta İskitler’e kadar uzatmak ise mümkün görünmemektedir. Atmalı tabiri oldukça yakın zamanlara aittir. Yukarıda verilen bilgilerin doğruluğunu ispatlayacak hiçbir belge de mevcut değildir. Atmalı ile Rişvan ve Celikanlı arasında kurulan bağlantı da yakıştırma ya da tahmin gibi görünmektedir. Öte yandan, “Anadolu’dan Kafkaslara göç ederken, İnekleri yorularak Anadolu’da kalanlara Govasti, İnekleri Kurt gibi yiğit olup da Azerbaycan civarına kadar göç edenlere Gogur demişler” şeklindeki ifadeler, daha önce de belirtildiği gibi, aşağıdaki ifadelerle çelişmektedir: “Yazları Malatya, Arapkir, Arguvan ve Doğanşehir’den, Suriyenin Çit-ü Çimen, Hama ve Humus yöresine göç ederken sığırları yorulan Atmalı Aşiretinin bir kısmına Govasti denilmiş,  sığırları yorulmayıp göçe devam edenlere Govgur demişler.” (http://yavuzatmaca.tr.gg/)
Ancak, Konya’dan İslahiye’ye kadar geniş bir alanda tekrarlanıyor olması itibariyle, bir “Govastilik” meselesinin bulunduğu kesindir. Bununla, Mehmet Demir Atmalı’nın “Yine Atmalı ve Rişvan kendi aralarında iki kola ayrılmışlardır. Anadolu’dan Kafkaslara göç ederken, İnekleri yorularak Anadolu’da kalanlara Govasti, İnekleri Kurt gibi yiğit olup da Azerbaycan civarına kadar göç edenlere Gogur demişler. Celikanlılar da Govasti’lerdendir” (http://atmalilar.org.tr/forum/index.php?topic=70.0) şeklindeki ifadeleri çerçevesinde, Govastiliği daha geniş boyutta ele almak, salt Atmalılar’a ait bir sıfat olarak düşünmemek gerekmektedir. Govasti kavramının, konar-göçer birçok aşiret ya da topluluk tarafından kullanıldığı anlaşılmaktadır.
Darende’nin Başkaya (Melik, Melikler) köyünde yaşayan sözkonusu yaşlı akrabamızın anlattığına göre, Atmalılar’dan bazıları Haymana tarafına gitmişler, bazıları ise, öküzleri yorulduğu için gidememişlerdir, o yüzden bunlara Govasti denilmiştir. Yine onun anlatımına göre, Atmalılar’dan, Adana taraflarına giden, fakat o havaliyi sıcak buldukları için geri dönenler de olmuştur. Bunun, diğer yazılarda sözünü ettiğimiz Arapgir-Horan’dan göç olayından sonra yaşandığı anlaşılmaktadır.
Darende’nin Akbaba köyünde yaşayan Atmalılar’ın belirttiğine göre, Atmalılar’ın göç ettikleri yerlerden birini Konya-Yunak oluşturmaktadır (http://www.radyodarendemkekec.tr.gg/). İnternette yer alan Anadolu Ajansı mahreçli bir haberde geçen “Govasti” konusu, bu bilgiyle paralellik taşımaktadır:
“Konya’nın Yunak ilçesinin kuruluş tarihini geleceğe taşımak için bir grup vatandaş tarafından 2008 yılında çekimlerine başlanan ‘Govasti’ (Yorgun Öküz) isimli filmin tamamlanması için ilgi bekleniyor. Yönetmenliğini Bülent Bakır’ın yaptığı, senaryosu araştırmacı yazarlar ve Yunak tarihinden esinlenerek hazırlanan ‘Govasti’ (Yorgun Öküz) isimli 90 dakikalık filmi Yunak ilçesinin kuruluşu ve tarihini geleceğe taşımak için çektiklerini belirten Halil İbrahim Sapmaz, ‘2008 yılında ilçemizde görev yapan Yunak Kaymakamı Alper Tanrısever, dönemin Belediye Başkanı Hasan Ürün resmi kurum amirlerimiz ve Yunaklı esnaflarımızın destekleriyle ‘Govasti’ (Yorgun Öküz) filminin çekimlerine başladık. Yunaklı hemşerilerimizin de büyük ilgi gösterdiği film çekimlerinde Yunak’lı vatandaşlarımız rol aldı’ dedi. 1612 yılından günümüze Yunak ilçemizin kuruluşunu ve tarihini film karelerine aktararak çocuklarımıza filmi miras bırakmak istiyoruz diyen Sapmaz, ….” (http://www.istasyongazetesi.com/istasyon/Haberler.aspx?HaberNo=9414)
Yunak 1612 yılında kurulmuş olmakla birlikte, “Govasti” kavramı etrafında yaşanan yerleşimin daha sonraki tarihlerde gerçekleşmiş olduğunu düşünmek gerekmektedir. Nitekim bir başka metinde şu bilgiler verilmektedir:
“Merkeze ve bazı yakın köylere yerlesme 16. yy.dan sonra olmuştur…. 17. yy. başlarında ise tedricen doğudan batıya devam eden göçler sonunda Yunak bölgesine iskan olan 25 obadan 12’sinin bilbası, 12’sinin de Govasti [adını] taşıdıkları ve sırasıyla Hatırlı, Koçyazı, Meşelik, Sülüklü, Saray köylerini kurdukları … bilinmektedir.”(http://okulweb.meb.gov.tr/42/24/730042/yunak.html)
“Govasti” kavramına Konya-Kadınhanı’nın Sarıkaya köyünde de rastlanmaktadır. İnternette yer alan bir metinde şunlar söyleniyor:
“Sarıkaya Köyü nün kuruluşu ile ilgili tam bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak … birçok sebepten dolayı halkın iç bölgelere, batıya doğru göç etmesi sonucunda Çoğunlukla Malatya-Adıyaman tarafından gelenlerin yerleşmiş olduğu bir bölgedir. Daha sonra doğudan başka göçler de almıştır. İlk olarak ‘Govasti’ adını almışlardır. Göçler kağnılarla yapılmış ve şu anki yerleşim yerine gelindiğinde artık kağnıları çeken öküzler yürüyemez hale gelmişlerdir. Öküz yoruldu manasına gelen govasti ismi buradan gelmektedir. Bu nedenle son durak burası olmuştur. Daha sonra bazıları buradan başka yerleşim alanlarına göç etmişlerdir. Bahsettiğimiz diğer yerleşim alanları Sarıkaya’ya çok da uzak olmayan yerlerdir. Mevcut civar köyler. Yani Çayırbaşı, Sülüklü ve Yunak ilçesine bağlı bazı köyler….Köyün ilk kuruluşunda akrabalar toplu olarak yerleşmişlerdir. Sımikilar, Turıkilar, Mamalılar, Qolalar gibi isimlerle anılırlar. Daha sonra nüfusun artmasıyla köy iyice birbirine karışmıştır.”(http://www.sarikayaliyim.tr.gg/SARIKAYANIN-TAR&%23304%3BH%C7ES&%23304%3B.htm)
Yukarıda anlatılanlar, Govastilik meselesinin Atmalılar’a ait bir konu olmadığını göstermektedir. Bu kavrama ayrıca Konya-Çeltik’in Adakasım köyünde de tesadüf edilmektedir. Ramazan Çavdar, köyle ilgili olarak şu bilgileri veriyor:
“1756-1783 yılları arasında Malatya, Elazığ ve Adıyaman illerinden göç ederek gelenler tarafindan kurulmuş bir İç Anadolu köyüdür…. ilk yerleşen kişinin adı Kasım olduğundan, gölün yanı da hüyük olan ve ada görünümünde bulunduğu için ‘Kasım’ın adası’ zamanla Adakasım ismini almiştir. İlk gelen ailelerin (Govasti) Yorgun Öküz kabilesi bulunmaktadır. Günümüzde bu kabilelerin Malatya (Pötürge, Yazıhan, Arapgir, Akçadağ, Elazığ (Baskil), Sarıkamış, Tokat (Zile) ve Yozgat (Akdağmadeni) illerinde de halen bulundukları, yaptığım çalışmalardan anlaşılmıştır.”(http://www.turkcebilgi.com/%C3%A7eltik,_adakas%C4%B1m/haritasi)
Ramazan Çavdar’ın göç için verdiği tarihin, konuyla ilgili olarak tarih veren başkalarınınkine nisbetle daha gerçekçi olduğu görülmektedir.
“Govasti” meselesini, Kahramanmaraş’ın Afşin ilçesine bağlı Haticepınar köylüleri de dile getirmektedir. Hüseyin Ecer gibi, köy halkının İran’ın Kaşan şehrinden göçüp önce Diyarbakır’ın (Amid) Maden ilçesine yerleştiği iddia edilmektedir. Ancak, bundan emin olmadıkları için, “Başka bir kaynakta boyun Rişvan aşiretine mensup olduğu, bunların Kürtleşmiş Türkmenler olduğu belirtilmektedir” demektedirler. Daha yakın zamanlara ait ve bu nedenle doğru olması ihtimalı daha fazla olan rivayetler olarak da şunları aktarmaktadırlar:
“Malatya ile Halep arasında hayvancılıkla yaylak kışlak şeklinde gidip geldikleri bilinmekte. Malatya’da kalanlara Govasti denılmiş, nedeni öküzlerinin yorulup yola devam etmemesınden kaynaklanmaktadır. Maraş, Kayseri ve Konya’ya göçedenlere Govgır denılmiştir. Aşiret göçebe bir hayat tarzını benımsemiştir, Osmanlı Devleti döneminde bunlar bütün boylar gibi iskana tabi tutulmuş, iskanda genelde boylar parçalara ayrılarak yerleştirilir, Kaşanlı halkı da parçalara ayrılarak Çannakkale, Konya, Kayseri, Malatya, Maraş, Halep’e yerleştirilmiştir. Altı oymak ‘Govasti’, altı oymak ‘Govgur’. Veya altı oymak Alevi, altı oymak Sünni şeklinde teşkilatlanmasını yapmıştır. ‘Govastiler’ Güneydoğu Anadolu’da Pazarcık, Besni, Gölbaşı, Elbistan, İslahiye yörelerine, İç Anadolu’da Konya, Ankara/Haymana/Bala, Kırşehir, Sivas/Gürün, Tokat, Yozgat’a, Doğu Anadolu’da ise Ağrı/Patnos, Erzurum, Erzincan, Elazığ, Tunceli, Bitlis, Van/Erciş ve Gürpınar yörelerine dağılmışlar. İslahiye’ye bağlı Atmalı köyünde Govastiler oturmaktadırlar. Atmalıların en yaşlıları buraya yerleştikleri için, Kürtçe adına Ko’lıkon demişler. 12. yy. sonlarında Musul’dan gelen Oğuzların Peçenek boyundan Atçekenler’le ( Esbkeşan) bağlantılı olabilirler.”(http://tr.wikipedia.org/wiki/Haticep%C4%B1nar,_Af%C5%9Fin)
Burada anlatılanların Mehmet Demir Atmalı ve İbrahim Uçar’dan iktibas olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca çelişkili açıklamalar da içermektedir. Mesela Konya’ya göçedenler için hem Govgır, hem de Govasti ismini kullanmaktadırlar. Oymak şeklindeki örgütlenme ile ilgili ifadelerin de bir nevi kurmaca olduğu düşünülebilir. Aynı şekilde göç edilen beldelerle ilgili rivayetler de biraz abartılı görünmektedir.

6. Mevcut bilgiler çerçevesinde Atmalı aşiretinin kökeninin Arapgir’in Atma köyüne dayandığı kesin biçimde söylenebilir. Enver Çakar ile Füsun Kara’nın Arapgir’in 1643 tarihli avârız-hâne defterine dayanarak verdikleri bilgilerden, Atma’nın, o tarihte Arapgir’in en büyük köyü olduğu anlaşılmaktadır. (Enver Çakar ve Füsun Kara, “17. Yüzyılın Ortalarında Arapgir Sancağında İskân ve Nüfus (1643 Tarihli Avârız-Hane Defterine Göre)”, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt: 15, Sayı: 2, Sayfa: 385-412, Elazığ-2005,http://www.akademiktarih.com/17.-yuzyilin-ortalarinda-arapgir-sancaginda-isk-n-ve-nufus-1643-tarihli-av-riz-hane-defterine-gore.html)
Söz konusu makalede Arapgir’in 1643 tarihli avârız-hane defterine dayanılarak, köy ve mezraların vergi nüfusu aktarılmaktadır. Bu köylerin o zamanki ve şimdiki adları ile şu anda bağlı oldukları ilçeler de belirtiliyor. Atma adlı bir köyün adı geçiyor olmakla birlikte, şimdiki adı ve şu anda bağlı bulunduğu yer ismi boş bırakılmış. Doğal olarak bu köy, geçmişte belirli bir zamanda bir şekilde ortadan kalkmış, halkı dağılmış bir köy. İlginç olan nokta, Atma köyünün, 1643 yılında 84 kişi ile en yüksek ‘vergi nüfusu’na sahip köy oluşu.. Onu izleyen en kalabalık köylerin vergi nüfusları sırasıyla şöyle: 61, 58, 53, 52, 42, 37, 31.. Geriye kalan 91 adet köyün vergi nüfusu ise 30’un altında..
Atmalılar’la ilgili olarak bilinen en eski üçüncü belge budur.
Burada yayınlanan diğer yazılarda aktardığımız gibi, Atma köyü Horan (Horun) olarak bilinen mevkide yer alıyordu ve 1640’lı yılların sonunda yaşanan trajik bir olay sonrasında ortadan kalktı. Nitekim Arapgir’de bugün bu adı taşıyan bir köy mevcut değildir. (Horan’da yerleşim tekrar ancak 1800’lü yıllarda başlamış ve günümüzde adı Kaynak olarak değiştirilmiştir.) Bir başka deyişle, Horan mevki adı, Atma ise köy adıdır. (İstanbul’da Büyük ve Küçük Çamlıca mevkilerinin bulunması, fakat bunların mahalle adı olmaması gibi.. Bu mevkilerdeki mahallelerin adı başkadır.) Necati Demir, “Horan Kelimesi Üzerine” başlıklı bir araştırma yapmış bulunmaktadır (Türk Dili Araştırmaları Yıllığı Belleten, 2002, C. II, s. 25-34;http://turkoloji.cu.edu.tr/makale_bilgi_sistemi_02/tum_print.php?all=1)
Ancak, Muammer Şahin’in “Babam” adlı kitabında aktardığı gibi, Sabri Kelemeroğlu, Arapgir Postası’nda 1994 yılında yayınlanan bir yazısında, söz konusu trajik olayı yaşayan Horan köyünün (yani Atma’nın) 1335’te kurulmuş olduğunu söylemektedir. [Suriye’de Horan adlı bir yerleşim yeri mevcuttu. 1884 ve 1899 yıllarında Kafkaslar’dan gelen göçmenlerin Suriye’de iskân edildikleri muhitler arasında Şam, Nablus, Hama, Maphlouse, Kunaytra, Dumer, Yaşa ve Akka’nın yanı sıra Horan’ın da yer aldığı, bu beldelerde geniş boş arazilerin bulunduğu belirtilmektedir. (www.nartajans.net/…/KIRIM%20VE%20KAFKASYADAN%20G%D6%C7LER%20V.doc)
1894’te Şam-Horan demiryolunun inşa edildiği de ifade edilmektedir. (http://www.turkansiklopedi.com/ara/k%C3%BCtahya.html) Ancak, bu isim benzerliğinden hareketle bir ilişki kurulabilir mi, bilmiyoruz.]
Aktarılan bu bilgiler çerçevesinde, Atma aşiretinin atalarının 1335 yılında bu köye yerleştiklerini ve yaklaşık 315 yıl bu köyde ikâmet ettiklerini, zamanla Arapgir’in en kalabalık köy sakinleri durumuna geldiklerini düşünmek mümkün olabilir. Ancak, 1643 yılından öncesine ait ve Horan dışındaki beldelere işaret eden iki kayıt daha mevcuttur.
Bunlardan ilki, 1560 tarihli Malatya tahrir defterinde yer almaktadır. Orada, Atmalu cemaatinin, Kara Şah Kulı akrabası cemaati ile birlikte, Malatya’nın Keder Beyt nahiyesinin Salay Basan mezrasında (Mintaş Pınarı mezrası yanında) yedi nefer olarak meskun bulundukları ifade edilmektedir. Bu yedi kişinin üç veya dört kişisinin Atmalılar’dan oluştuğunu söylemek mümkün olabilir. (Refet Yınanç ve Mesut Elibüyük, Kanuni Devri Malatya Tahrir Defteri (1560), Ankara: Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi, 1983, s. 146.)
En eski ikinci kayıt ise, Atmalılar’ın 1563 yılında Maraş topraklarında Alma Kuşağı Mezrası’nda, başkalarıyla birlikte tarımla uğraştıklarını göstermektedir. Şöyle deniliyor: “Mezra-i Alma Kuşağı nezd-i mezbûr, tâbi‘-i mezbûr, Cemaat-i Atmalu ve gayriler ziraat iderler.” (Refet Yınanç ve Mesut Elibüyük,Maraş Tahrir Defteri: 1563, C. 1, Ankara : Ankara Üniversitesi Osmanlı Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi, 1988, s. 303.)
Her iki kayıtta da Atmalu olarak Türkçe bir ad ile anılmaları, Türkmen olduklarını göstermektedir. Arşiv belgelerinde ayrıca Ekrad ve Türkmen Ekradı olarak nitelendirilmiş bulunmaları, Halep Türkmenleri’nin “Kürtler Obası”ndan olmaları ihtimalini de akla getirmektedir. Atmalılar her ne kadar arşiv belgelerinde Ekrad ya da Türkmen Ekradı olarak adlandırılıyorlarsa da, aralarında Şafiî mezhebi mensubu olanların sayıca yok denecek kadar az olması (Pazarcık’taki bir iki köyün Şafiî olduğu iddia ediliyor. Ancak bu bilgi doğrulanmaya muhtaçtır), köken itibariyle Kürt olmadıklarını gösteren bir işaret durumundadır. Ayrıca, Osmanlı arşivlerinde Kürtler’in salt aşiret adlarıyla yer aldığı, ayrıca Kürt oldukları kaydının düşülmediği de bilinmektedir. Beydililer’den arşiv belgelerinde “Kürt Beğdilisu Cemaati” olarak bahsediliyor olması da, Atmalılar’ın “Ekrad” ve “Türkmen Ekradı” olarak nitelendirilmeleriyle paralellik göstermektedir.
Bu durumda, şu soruya cevap aramak gerekmektedir: Neden bazı Atmalılar kendilerini Kürt olarak nitelendirmekte veya Kürt hissetmektedirler? Bu soruya şu şekilde cevap verilebilir: Bazı Atmalılar’ın Arguvan’a yerleşip alevî kökenlilerle akrabalık kurmaları ve kültürel etkileşim içinde kendilerini alevî olarak nitelendirmeye başlamalarına benzer şekilde, Kürtler’in meskun olduğu bölgelere yerleşen veya onlarla akrabalık kuran Atmalılar’ın, Kürtler’le olan irtibatları ve sonucunda, birkaç nesil sonra Kürtçe’yi de konuşmaya başladıklarını düşünmek gerekir. Mesela bir Kürt kızıyla evlenen kişinin çocuklarının, Kürtçe’nin konuşulduğu bir bölgede yaşamaları durumunda, Kürtçe’yi annelerinden öğrenip konuşacakları ve Kürtçe’nin konuşulduğu bir muhitte olmaları itibariyle bu dili unutmayacakları şüphesizdir. Böyle bir ortamda, bir iki nesil sonra, hem Türkçe hem de Kürtçe’yi konuşan bu insanlar, kendilerinin Kürt olduklarını düşüneceklerdir. Çünkü, kendilerine, “Kürt değilsek neden Kürtçe konuşuyoruz ve Kürtçe’yi nasıl öğrendik?!” diye soracaklardır. Atalarının bir bölümünün Kürt olması gerçeği ışığında bu akıl yürütüş biçimi yanlış da olmayacaktır. Ancak bu, onların köken olarak Türkmen (veya aynı zamanda Türkmen) olmaları gerçeğini ortadan kaldırmayacaktır.
Atmalılar’ın geçmişte Malatya’dan küçük topluluklar halinde Kahramanmaraş, Sivas, Kayseri, Konya, Gazianteb, Adıyaman, Yozgat, Kırşehir (Çiçekdağı), Konya, Ankara (Haymana) ve Kayseri topraklarına göçerek yerleştikleri anlaşılmaktadır. Erzincan’ın İliç ilçesinin Atma köyü sakinlerinin de Atmalılar’dan olabileceği düşünülmektedir. Sivas-Kangal’ın Karamehmetli Köyü’ndeki Çilogiller ailesi de Malatya-Arguvan Atmalıları’ndandır. (http://tr.wikipedia.org/wiki/Karamehmetli_K%C3%B6y%C3%BC,_Kangal) Kangal’ın Oğlaklı (Zobular) köyünde de Atmalılar bulunduğu belirtilmektedir (http://nn-no.facebook.com/group.php?v=wall&viewas=0&gid=32929115806). Ancak bu köyde yaşayanların Canbeg adlı bir aşiretten olduğu, Raşolar adlı bir ailenin de Malatya-Hekimhan kökenli olduğu belirtilmektedir. (http://www.aleviweb.com/forum/showthread.php?t=27062) Hekimhan ile Arguvan komşudur. Adıyaman-Gölbaşı’nın Kösüklü ve Kahramanmaraş-Pazarcık Töreler köylerinde de Atmalılar yaşamaktadır. Elbistan-Karahasan’dan ayrılıp Afşin’in Oğlakkayası köyüne yerleşenler de vardır. Bunlar arasından çıkan Bozo adlı biri, tahminen 1915-1917 yılları arasında Sivas’ın Gürün ilçesinde eşkıya olduğu gerekçesiyle asılarak idam edilmiştir. (http://hasseler.azbuz.ekolay.net/index.jsp). (Kamber, Habib ve İbrahim adlı kardeşlere sahip olan bu Bozo’nun, dönemin meşhur eşkıyası Bozo ile bir ilgisi yoktur. Bölgede pekçok mal ve can kaybına sebep olmuş bulunan bu meşhur Bozo’nun adı Bozan olup Malatya-Doğanşehir’in Polatdere köyündendir. Kardeşlerinin isimleri de Abuzer, Mamo ve Seydo’dur [http://www.mesop.net/?app=izctrl&archiv=39&izseq=izartikel&artid=864]. Ayrıca bu Bozo, Malatya’nın Balyan’lı aşiretindendir. Pazarcık Atmalıları’nın reisi Paşa Yakup’un çiftliğini basıp üç tane kadını dağa kaldırdığı için aynı aşiretten Molla Mehmet Karayılan tarafından takip edilmiş ve öldürülmüştür [Hasan İzzettin Dinamo, Kutsal İsyan: Milli Kurtuluş Savaşı’nın Gerçek Hikayesi, C. 5’ten aktaranhttp://www.dizifilm.com/forum/showpost.php?p=6338753&postcount=956]. Sözkonusu çeteyle ilgili geniş bilgi için bkz. Ahmet Eyicil, “I. Dünya savaşı ve Kurtuluş Mücadelesi Sırasında Maraş’ta Ermeni Mezalimi”, Belleten, C. LXVII, Aralık 2003, S. 250, s. 911-947; www.ttk.org.tr/templates/resimler/File/…/bel250-911_947.pdf) Sivas-Gürün ilçesi Bağlıçay (Alacamezar) köyü halkından bir bölümünün Elbistan-Alhas bölgesinden geldikleri belirtilmektedir. Diğer bölümü de Malatya Akçadağ bölgesinden gelmişlerdir. Elbistan-Alhaslı bölgesinden gelenlerin, Alhaslılar Atmalı aşiretinden olduğu için, aynı kökene sahip olması ihtimali yüksektir. (http://www.cizgiliforum.com/showthread.php?t=9883) Sivas-Şarkışla’nın Sarıkaya köyünde de Alhaslılar yaşamaktadır (http://www.main-board.eu/sivas/326721-sarkisla-sarikaya-koyu.html). Gaziantep civarındaki Atmalılar’ın Arapgir Horan’dan ayrılınca önce Malatya-Doğanşehir’in Harapşehir (Günedoğru) Köyü’ne yerleştikleri anlaşılmaktadır. Şu anda Gazianteb’in Atmalı, Yaylacık, Ataköy (Hortlar), Künesler, Tandırlı, Sakçagözü, Yenipınar Mahallesi ve Şatırhöyük’te Atmalılar yaşamakta olup, Atmalı Köyü ve civarında oturan Atmalılar’a Kolugan (Kurmançça ihtiyarlar) denilmektedir. (http://www.sendeyaz.biz/Yazi/8188/gavurdagi-asiretleri.html) Araban ilçesi Karavaiz köyünde de Atmalılar mevcuttur. 1906 yılın ait Halep Salnamesi’nde verilen bilgiye göre, Pazarcık’ta Bozağa Atmalusu nahiyesine bağlı 12 köy bulunmaktaydı. Bunların en büyükleri Ağcalar (Akçalar), Göçer, Tilkiler, Turunçlu, Harmancık, Yumuklu Cerit (Yumaklıcerit) ve Taşdemir köyleriydi. (Cengiz Eroğlu, Murat Babuçoğlu ve Mehmet Köçer, Osmanlı Vilayet Salnamelerinde Halep, TİKV, Ankara 2007, www.projekoordinasyon.org/tr/UserFiles/File/kaynak…/SALNAME.pdf)1643 yılında Atma’nın, Arapgir’deki 99 köy içinde nüfusunun kalabalıklığıyla ilk sırayı aldığı düşünülürse, göç etmelerinin ardından farklı beldelere yerleşip çoğalmış olmalarını doğal karşılamak gerekir.
Atmalılar’la ilgili bilinen dördüncü belge, 1720 tarihini taşımaktadır. Buna göre, 1720’de Malatya’daki Atmalu (Atmalı) cemaatinden (aşiretinden) Göçer Elhac Kethüda, Koyun-oğlu Ali ve oğlu Çolak Mehmed ve Mustafa-oğlu Hüseyin ve tevâbii (tabileri) ve Çoban-oğlu ve tevâbii, diğer aşiretlerden olanlarla birlikte, bölgeyi eşkıyadan korumak için Harran Ovası’na yerleştirilmişlerdir (Yusuf Halaçoğlu, XVIII. Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun İskân Siyaseti ve Aşiretlerin Yerleştirilmesi, Ankara: Türk Tarih Kurumu, 1988, s. 120-121, 140). O dönemde aşiretlerin içinde onları devlete karşı temsil eden bir ‘bey’in yanı sıra, onun atadığı bir de ‘kethüda’ bulunmaktaydı
Mehmet Demir Atmalı şöyle demektedir: “Bazıkiler’le birlikte yaşayan Urfa’daki ‘Atman Aşireti’ de Bezıki’ye bağlı olduğunu, Badıllı’ya akraba olduğunu ifade etmektedir. Karakeçili ile iç içe yaşayan Atmalılar da Karakeçili olduklarını ifade etmektedirler.” (http://tr-tr.facebook.com/topic.php?uid=190146883390&topic=11746) Bu Atmanlar, 1720 yılında Harran Ovası’nda iskân edilen Atmalılar’ın soyundan gelenler olmalıdır.
Atmalılar’la ilgili bilinen en eski beşinci belge ise 1734 tarihini taşımaktadır. Buna göre, Maraş Beylerbeyi Rişvanzade Süleyman Paşa’ya, “harp ve darbe muktedir”, yani eşkıyaya karşı savaşabilecek kabiliyette bir cemaatin, Alacahan’a yerleştirilmesi için 1734 yılında emir gönderilmiştir. Bu iş için Arapgir sancağının erbâb-ı tîmar köylerinden, göçebe Atmalı cemaati seçilmiştir. (Halaçoğlu, XVIII. Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun İskân Siyaseti ve Aşiretlerin Yerleştirilmesi, s. 108-131; Faruk Söylemez, Osmanlı Devletinde Aşiret Yönetimi: Rişvan Aşireti Örneği,İstanbul: Kitabevi, 2007, s. 254-255).
Buradan, Atmalılar’ın 1734 yılında timar sahibi oldukları, Arapgir’e bağlı topraklarda göçebe olarak yaşadıkları ve harp ve darbe muktedir olmalarıyla tanındıkları anlaşılmaktadır. Timarlı olmaları, göçebe olmanın yanı sıra, kendilerine verilen toprak ya da arazide tarım da yaptıklarını gösterir. Ancak, Alacahan’a iskândan afları için Divan-ı Hümayun’a başvurmuşlar ve bu talepleri kabul edilmiştir (Halaçoğlu, a.g.e,, s. 108, dn. 760, 763).
Mehmet Demir Atmalı ve İbrahim Uçar şöyle demektedir:“Malatya-Pazarcık bölgesinde yaşayan Atmalı Aşireti’nin Reisliğini, Kızkapanlı Oymağından ‘KOSAYİ ATMEN’ (Atmalı Köse) adında bir kişi yapıyormuş.  Daha sonra Karahasan Oymağından BOZDAĞLARdan sırası ile Karahasan,  Mehmet (Kör Mamo) Ağa, İbrahim Ağa, Boz ağa, Asaf Ağa, Süleyman Ağa (Sılsıki Bozağa), Yakup Hamdi Bey (Paşa), Ahmet Bozdağ ve oğlu Ali Bozdağ Reislik yapmışlardır. Pazarcıkta ikamet eden Bozdağlar Ailesi, Aslında Elbistan Karahasanuşağı’ndan gelmektedirler. Bundan 550 yıl önce, Maraş bölgesine hakim olan Dulkadıroğullarına karşı Osmanlı’yı destekleyen Atmalı Aşireti’nin Reisi KARAHSAN, bu savaşta iki kardeşini kayıp etmiştir.” Bir başka metinde ise şöyle denilmektedir: “Geçmişten günümüze Atmi aşiretinin reisleri sırasıyla Kara Hasan Muhammed Ağa, İbrahim Ağa, Bozo Ağa, Asaf Ağa, Süleyman Ağa ve Paşa Yakup’tur.” (http://www.alibeyusagi.homepage.t-online.de/html/pazarcik_hakinda_bilgi.html)
Tarihçiler genelde her yüzyıl için üç kuşak kabul ederler. Bu durumda Kara Hasan Ağa’nın yaşadığı dönem 1720’li yıllar civarı demektir. Dulkadıroğulları’na karşı Osmanlı’yı desteklemiş olması ise imkânsızdır.
Öte yandan, Hüseyin Ecer şöyle demektedir: “Osmanlı tapu kayıtlarında ise Malatya Doğanşehir havzası ile Elbistan AtmalıKaşanlı, Hasanali, Kistik bolgeleri 12 baba adına tapuludur, ancak bir dönem Besni Beyliğine, 1900 sonrası ise Fındık Beyliğine verilmistir. Bugün bile halen Kistik ve AtmalıKaşanlı tartışmalı yaylası dedemiz PirHusin uzerine gorünmektedir…. biz sözlü aktarılan tarihimizde Yegen dedemizin, oğlu Nasir ile 1750’li yıllarda Topraktepe köyü olarak bilinen GundeKoşi’de ilk iskanı yaptığını biliyoruz.” (http://atmalilar.org.tr/forum/index.php?topic=50.0)
Atmalılar’ın 1734 yılında timar sahibi oldukları, Arapgir’e bağlı topraklarda göçebe olarak yaşadıkları ve harp ve darbe muktedir olmalarıyla tanındıkları Divan-ı Hümayun mühimme defterinden anlaşılmaktadır. O halde Atmalılar Elbistan ve Pazarcık civarına ilk olarak 1750’li yıllarda yerleşmiş olmalıdırlar. Nitekim, Atmalılar’ın yaşadığı Kızkapanlı (Pazarcık ilçesi) köyünün yaklaşık 200 yıl önce kurulduğu tahmin edilmektedir. Atmalı aşiretinden Çopur Haydo adında birisi gelerek bugünkü Çopurlar Obası’na yerleşmiştir. Yine, ilk sakinlerinin bir kısmının Atmalı aşiretinden olduğu belirtilen Tetirlik köyünün kuruluşunun da (Pazarcık) 150-200 yıl öncesine dayandığı belirtilmektedir. Atmalılar’ın yaşadığı Turunçlu köyünün de (Pazarcık) 150 yıllık bir geçmişi vardır. Çöçelli Köyü’ne (Pazarcık) ilk gelenler de Atmalı aşiretine bağlıdır ve köyün ne zaman kurulduğu kesin olarak bilinmemekle birlikte, yaklaşık olarak 150 senelik bir geçmişi olduğu söylenmektedir. (http://www.varbak.com/pazarcik-ilcesi-ve-koyleri-t56538.html?s=00ce8be74f6681c8d67392d6c5f917f4&;) Alhaslılar’ın yaşadığı Elbistan’ın Yalıntaş köyünün de yaklaşık 250 yıl önce kurulduğu tahmin edilmekle birlikte bazı kaynakların 1810 yılını gösterdiği belirtilmektedir (http://nedir.antoloji.com/kahramanmaras-elbistan-yalintas-koyu/). Pazarcık-Kızkapanlı köyünün de 1800’lü yıllarda kurulduğu tahmin edilmektedir (http://tr.wikipedia.org/wiki/K%C4%B1zkapanl%C4%B1,_Pazarc%C4%B1k). Yine Pazarcık-Kizirli köyünün de 250 yıl önce iki şahıs (aile) tarafindan kurulduğu ifade edilmektedir (http://tr.wikipedia.org/wiki/Kizirli,_Pazarc%C4%B1k).
Atmalı aşiretiyle ilgili olarak en eski kayıtlardan birini de, Niebuhr tarafından verilen 1766’da 1000 çadıra sahip bulunuyor oldukları bilgisi oluşturmaktadır (Halaçoğlu, XVIII. Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun İskân Siyaseti ve Aşiretlerin Yerleştirilmesi, s. 108, dn. 759). Aslen Kuzey Almanyalı olan Batılı gezgin Carsten Niebuhr, 1766 yılında Antep’in kuzeyindeki bölgede (Maraş, Malatya vs) yaşayan aşiretleri (konar-göçer toplulukları) şöyle sıralıyor:
Kürecikli Aşireti (500 çadır), Atmalı Aşireti (1000 çadır), Havidli Aşireti (2000 çadır), Sabanlı Aşireti (1000 çadır), Kılıçlı Aşireti (400 çadır), Çakkalı Aşireti (700 çadır), İzoli Aşireti (1000 çadır), Cihanbeyli Aşireti 10.000 çadır), Rişvan Aşireti (12.000 çadır), Milli Aşireti (11.000).http://www.candakurdi.com/modules.php?name=asiretler&file=print&id=29)
Bu rakamları doğru kabul edersek, Atmalılar’ın 1766’da yaklaşık 40 bin çadırlık bölge göçebelerinin kırkta birini oluşturduğunu söylemek mümkündür. Buradan çıkan bir başka sonuç ise, Atmalılar’ın Rişvan’dan ayrı olduğu ve Rişvan topluluğunun o tarihte Atmalılar’a göre 12 kat daha büyük bir topluluk olduğudur.